İlk olarak, kaygıyı küçümsememek gerekir.

“Herkes yaşıyor” demek, sorunu çözmez.

Yaygın olması, hafif olduğu anlamına gelmez.

İkinci olarak, kaygıyı sadece büyük hedefler üzerinden değil, günlük düzen üzerinden yönetmek gerekir.

Çünkü belirsizlik arttığında insanın en çok ihtiyacı olan şey, kontrol edebildiği küçük alanlardır.
Bunun için gençlerin özellikle şu noktalara dikkat etmesi gerekir: Hayatı tek sınava, tek bölüme, tek işe ya da tek ihtimale bağlamamak.
Sosyal medyadaki karşılaştırma tuzağını fark etmek.
Kısa vadeli beceri yatırımlarını önemsemek.
Uyku, rutin, hareket ve sosyal destek gibi temel psikolojik denge alanlarını ihmal etmemek.
Aileyle konuşurken sadece sonuç değil, baskı hissini de ifade edebilmek.
Gerekirse profesyonel destek almak. Çünkü kaygı, konuşulmadığında karaktere yapışır.

Konuşulduğunda yönetilebilir hale gelir.