Benim derdim biraz tuhaf gelebilir ama artık beni gerçekten rahatsız etmeye başladı. Telefonum bazen masanın üstünde duruyor, bazen çantamda oluyor, bazen de yanımda bile olmuyor. Ama ben hâlâ cebimde titrediğini hissediyorum.

Elimi hemen cebime atıyorum. Bildirim yok. Arama yok. Mesaj yok. Hatta bazen telefon cebimde bile yok. Ama o titreşim hissi o kadar gerçek geliyor ki bir anlığına biri bana ulaşmaya çalışıyor sanıyorum.

Başta bunu önemsemedim. “Herhalde yanlış hissettim” dedim. Sonra fark ettim ki bu sadece bir defa olmuyor. Gün içinde birkaç kez aynı şeyi yaşıyorum. Sanki beynim sürekli bir bildirim bekliyor.

Sanki biri bana yazacak, biri beni arayacak, biri beni hatırlayacak diye içimde görünmeyen bir alarm açık kalmış gibi.


Asıl mesele telefonun titremesi değil galiba. Asıl mesele, insanın sürekli beklemesi. Bir mesaj, bir haber, bir ses, bir ilgi, bir cevap… Telefon susuyor ama insanın içi susmuyor.

Bazen düşünüyorum: Ben gerçekten telefonun titreşimini mi hissediyorum, yoksa yalnızlığın sesini mi? Çünkü her sahte titreşimde elim telefona gidiyor ama ekranda hiçbir şey yok. O boş ekran bana sadece bildirim gelmediğini değil, kimsenin beni aramadığını da hatırlatıyor.

Belki de çağımızın en sessiz derdi bu: Herkes birbirine bir dokunuş kadar yakın, ama çoğu insan hâlâ beklemede.

ve ben hala bekliyorum titriyor gibi elim telefona gidiyor.