Konuşmak “her şeyi çözer” iddiası değildir. Ama konuşmak, zihinsel karmaşayı düzenler. Dert anlatmak şunları netleştirir: “Ben aslında neye kırıldım?” “Beni yoran şey olay mı, his mi?” “Bu yük ne zamandır bende?” “Nerede tıkandım?” İnsan anlatınca, meselelerin şekli ortaya çıkar. Şekli ortaya çıkan şey yönetilebilir hâle gelir. Yönetilebilir hâle gelen şey de korkutucu olmaktan çıkar. Birçok kişi şu yanılgıya düşer: “Önce çözeyim, sonra anlatırım.” Hayır. Çoğu zaman sıra tersidir: Anlatırsın, çözüm kendini göstermeye başlar.