Ve bazı kararlar, yaşla değil, yaşanmışlıkla alınır. Hayatımda belki de en zor kararlardan birini birkaç ay önce verdim:
Sevdiğim adamdan ayrıldım.
Yüzük takılacaktı. Her şey neredeyse hazırdı. Ama aileler devreye girdi.
Onun ailesi… sorunluydu. En azından benim ailemin gözünde öyleydi.
Sevgi bazen her şeye yetmiyor, özellikle geleneklerin, göreneklerin ve "el ne der?" düşüncesinin ağır bastığı bir ortamda. Ailem vermedi.
Ben de sustum. Direnmedim. Belki de içinde bulunduğum karmaşadan kurtulmak için kaçmayı seçtim. Ve ondan ayrıldım.
Aradan üç ay geçti. Ama o üç ay, bana üç yıl gibi geldi.
Bir şey dikkatimi çekmeye başladı. Eski sevgilim, hâlâ sosyal medya üzerinden hayatımı uzaktan izliyordu. Akrabalarımı takip ediyordu. Özellikle benim soyadımı taşıyanlarla ilgileniyordu.
Aynı köyden olduğumuz biri – yaşça abim sayılabilecek biri – dikkatimi çekti. O kişi, bir gün Snapchat üzerinden bana istek attı.
İkimiz de sessiz kaldık önce. Ne o yazdı, ne ben…
Sonra ben cesaret edip bir snap attım. “Merhaba” dedim.
O da karşılık verdi. Ben “Merhaba abi” dedim, cevap vermedi.
Günler sonra tekrar yazdı:
“Merhaba kardeşim.”
Cevap verdim.
“Abi bir sorun mu var? İlk yazan sizsiniz.” dedim.
Yine sustu. Mesajı okudu ama cevaplamadı.
Ve bugün…
Garip bir cümle gönderdi:
“Bir gün bulunur elbet, bulunmak isterse…”
Kafam karmakarışık.
Kime ne mesajı veriliyor, kim kimi takip ediyor, kim kiminle anlaşmalı…
Anlayamıyorum.
İçimden geçen şu:
Eski sevgilim hâlâ bir şekilde bana ulaşmaya çalışıyor olabilir mi?
Yoksa bu sadece bir tesadüf mü?
Takip eden, her fotoğrafı beğenen, “maşallah” yazan bu akrabam ile onun arasında ne var?
Bunlar konuşulmaz şeyler ama insanın içine kurt düşüyor işte.
Yoruldum artık bu dolaylı hareketlerden, ima dolu cümlelerden.
O cümle hâlâ aklımda dönüp duruyor:
“Bir gün bulunur elbet… bulunmak isterse.”
Belki bir özlem cümlesidir.
Belki bir uyarı.
Belki de bana hiç ait olmayan bir mesaj.
Ama bir gerçek var ki, içimde hâlâ cevapsız kalan onlarca soru var.
Ve bir kadın olarak, bunların ortasında kendimi ne kadar küçük, ne kadar belirsiz hissediyorum, bilemezsiniz
Yüzük takılacaktı. Her şey neredeyse hazırdı. Ama aileler devreye girdi.
Onun ailesi… sorunluydu. En azından benim ailemin gözünde öyleydi.
Sevgi bazen her şeye yetmiyor, özellikle geleneklerin, göreneklerin ve "el ne der?" düşüncesinin ağır bastığı bir ortamda. Ailem vermedi.
Ben de sustum. Direnmedim. Belki de içinde bulunduğum karmaşadan kurtulmak için kaçmayı seçtim. Ve ondan ayrıldım.
Aradan üç ay geçti. Ama o üç ay, bana üç yıl gibi geldi.
Bir şey dikkatimi çekmeye başladı. Eski sevgilim, hâlâ sosyal medya üzerinden hayatımı uzaktan izliyordu. Akrabalarımı takip ediyordu. Özellikle benim soyadımı taşıyanlarla ilgileniyordu.
Aynı köyden olduğumuz biri – yaşça abim sayılabilecek biri – dikkatimi çekti. O kişi, bir gün Snapchat üzerinden bana istek attı.
İkimiz de sessiz kaldık önce. Ne o yazdı, ne ben…
Sonra ben cesaret edip bir snap attım. “Merhaba” dedim.
O da karşılık verdi. Ben “Merhaba abi” dedim, cevap vermedi.
Günler sonra tekrar yazdı:
“Merhaba kardeşim.”
Cevap verdim.
“Abi bir sorun mu var? İlk yazan sizsiniz.” dedim.
Yine sustu. Mesajı okudu ama cevaplamadı.
Ve bugün…
Garip bir cümle gönderdi:
“Bir gün bulunur elbet, bulunmak isterse…”
Kafam karmakarışık.
Kime ne mesajı veriliyor, kim kimi takip ediyor, kim kiminle anlaşmalı…
Anlayamıyorum.
İçimden geçen şu:
Eski sevgilim hâlâ bir şekilde bana ulaşmaya çalışıyor olabilir mi?
Yoksa bu sadece bir tesadüf mü?
Takip eden, her fotoğrafı beğenen, “maşallah” yazan bu akrabam ile onun arasında ne var?
Bunlar konuşulmaz şeyler ama insanın içine kurt düşüyor işte.
Yoruldum artık bu dolaylı hareketlerden, ima dolu cümlelerden.
O cümle hâlâ aklımda dönüp duruyor:
“Bir gün bulunur elbet… bulunmak isterse.”
Belki bir özlem cümlesidir.
Belki bir uyarı.
Belki de bana hiç ait olmayan bir mesaj.
Ama bir gerçek var ki, içimde hâlâ cevapsız kalan onlarca soru var.
Ve bir kadın olarak, bunların ortasında kendimi ne kadar küçük, ne kadar belirsiz hissediyorum, bilemezsiniz
Yorumlar