Adı Ziver. 21 yaşında, üniversite öğrencisi. Yüzünde sürekli bir tebessüm var ama dikkatle bakıldığında bu tebessümün ardında saklanan bir tedirginlik de fark ediliyor. Ziver’in en çok zorlandığı şey, kendi değerini görmek. Kendisiyle ilgili cümleleri genellikle şu şekilde başlıyor: “Ben aslında pek iyi değilim ama…” “Benim fikrim çok önemli değil ama…” “Benim yerime başkası olsa daha iyi yapardı zaten…” Bu cümleler küçük görünse de Ziver’in iç dünyasında kocaman bir yükün işareti. Çünkü özgüven eksikliği sadece bir “hissetme biçimi” değil, aynı zamanda kişinin davranışlarına, ilişkilerine, hatta hayallerine yön veren görünmez bir zincir. Bir gün görüşmede ona şunu sordum: “Ziver, seni sen yapan şey ne?” Uzun süre sustu. Gözlerini yere indirdi. Ellerini ovuşturdu. Sonunda sadece şu cümleyi kurabildi: “Bilmiyorum. Benim özel bir yanım yok.” Bu cümle, aslında özgüven sorunlarının temelini özetliyor: Kendini yetersiz görme, varlığını değersiz hissetme. Ziver gibi gençler çoğu zaman çocukluklarından itibaren çevrelerinden aldıkları mesajlarla büyüyorlar. Aile, öğretmen, arkadaşlar… Sürekli kıyaslanan, sürekli “daha iyisi var” denilen bir çocuk, ileride kendini hep bir yarışta geride kalmış gibi görüyor. Ziver’in hikâyesi de böyle başlamış. Küçükken çok başarılı bir ablası varmış. Aile içinde hep ablasının notları, başarıları konuşulmuş. Ziver’in de çabaları olmuş ama onun aldığı 80, ablasının 100’ünün gölgesinde kalmış. Küçük bir çocuk için bu, “Ne yaparsam yapayım yeterli değilim” mesajına dönüşmüş. Şimdi 21 yaşında, hâlâ o duygunun izlerini taşıyor. Bir projede söz almak istese, aklına hemen şu düşünce geliyor: “Ya saçma bir şey söylersem? Ya insanlar gülerse?” Sonra geri çekiliyor, susuyor. İçinde belki çok değerli fikirler varken onları saklıyor. Özgüven sorunlarının en tehlikeli tarafı da bu: Kişiyi, aslında var olan potansiyelini göstermeden önce susturuyor. Yani Ziver sadece başkaları tarafından değil, kendi kendisi tarafından da görülmüyor. Ama hikâyemiz burada bitmiyor. Çünkü özgüven sorunları, tek bir cümlede başlamıyor ve tek bir çözümle de son bulmuyor. Ziver’in yolculuğu, daha yeni başlıyor. Bu serinin ilk bölümünde size onun geçmişinden izler ve ilk kırılma noktalarını anlattım. Bir sonraki hikâyede, Ziver’in özgüven eksikliğinin günlük hayatında, ilişkilerinde ve geleceğe bakışında nasıl derin yaralar açtığını göreceksiniz. Belki de Ziver’in cümlelerinde, siz kendi cümlelerinizi bulacaksınız.