Ne sınıftaydı ne de evde; dört bir yanı aynalarla kaplı bir odadaydı.
Tavandan yere kadar uzanan sayısız ayna, karşısında sonsuz yansımalar yaratıyordu.
Ama en ilginci, bu aynalarda beliren görüntüler hiç de Deniz’in kendisine ait değildi.
İlk aynaya yaklaştığında karşısına çıkan görüntü, sınıfındaki en başarılı öğrenciye aitti.
Tüm notları yüksek, öğretmenlerin övgüsünü toplayan, gelecek planlarını şimdiden çizen o “örnek öğrenci”…
Ayna, Deniz’e sessizce şunu fısıldıyordu:

“Sen onun kadar çalışkan değilsin.
Senin emeğin hep yarım kalıyor.”
Deniz, başını çevirdi. İkinci aynada bu kez bir sosyal medya fenomeni gördü. Binlerce takipçi, renkli bir hayat, herkesin beğenisini kazanan bir genç. Giydiği kıyafetler markalı, gittiği yerler lüks.
Ayna yine fısıldadı:
“Senin kimseye gösterecek kadar ilginç bir hayatın yok.
Sen sıradansın.”
Bir diğer aynada kusursuz vücutlu insanlar belirdi. 

Spor salonlarında çekilmiş fotoğraflar, pürüzsüz tenler, ideal ölçüler… Deniz istemsizce kendi karnına, omuzlarına, yüzüne baktı. Ve aynadan gelen ses daha sertti:
“Sen asla bu kadar çekici olamayacaksın. Sen çirkin ve eksiksin.”
Deniz aynadan aynaya geçtikçe, her biri onu farklı bir yönüyle yargılıyor gibiydi.
Bir aynada aşkla el ele tutuşmuş çiftler vardı. Deniz ise uzun zamandır yalnızdı. Fısıltı yine kulağında yankılandı:
“Sen sevilmeye değer değilsin.
Kimse seninle mutlu olmaz.”
Oda büyüdükçe büyüyor, aynalar çoğaldıkça Deniz küçülüyordu. 

Nereye baksan bir başkasıyla kıyaslanan, sürekli daha geride kalan bir Deniz vardı. İçinde bir öfke ve hüzün kabarıyordu.
Kendi kendine mırıldandı:
“Neden hep başkalarının daha iyi versiyonları var da benim yok?
Neden ben hiçbir aynada yeterli değilim?”
İçinden yükselen ses çok tanıdıktı.
Çünkü gerçek hayatta da Deniz’in zihnini sürekli kemiren o ses buydu. Sosyal medyada gezinirken, sınıfta bir not gördüğünde, kalabalık içinde gülüşen insanlara bakarken hep aynı yankıyı duyuyordu:
“Onlar daha iyi, sen daha azsın.”
Ama odanın bir köşesinde, karanlıkta saklanan bir ayna daha vardı.
Çatlak, kırık ve neredeyse görünmez. Deniz ona yaklaşmaya cesaret edemedi. 

Çünkü içinden bir his, o aynada bambaşka bir şey göreceğini söylüyordu.
Henüz yaklaşmadı.
Ama bir gün, o çatlak aynaya bakmak zorunda kalacaktı.
Devamı…. 2. Bölüm (Aynaların İçindeki Sesler)
Yorumlar