İnsan garip bir varlık.
Kalbi kırıldığında nefes almayı unutur, ruhu acıdığında dünya sessizleşir.
Ve bazen o sessizlik öyle ağır gelir ki, insan kendi içinden bile kaçar. İşte bir gün, böyle bir anda tanıdım onu. Sessizdi, kırgındı, çaresizdi…
Ama hâlâ umut ediyordu. Sanal bir sevdaya tutulmuştu. Uzak bir ekrandan gelen birkaç kelimeye, birkaç emojiye, birkaç “ben de seni”ye kalbini koymuştu.
Başta dinledim sadece. Kimse kolay kolay açmaz içini ama o açtı. Belki de biri sadece "anlasın" istedi. Her kelimesiyle kalbinden bir şeyler dökülüyordu.
“Onu çok seviyordum,” diyordu.
Gerçek gibi hissettirdi, bana değer verdi.”
Ama sonra ne olmuşsa olmuş. Eski sevgili sahneye çıkmış, arkadaşların sözleri kulakta çınlamış:
“Sanal aşk mı olur?
Zihin karışmış, karar verilmiş. Sevdiği terk edilmiş. Ve ardından çöküş...
Kelimelerinde suçluluk vardı, pişmanlık vardı.
Ama en çok da yorgunluk… “Artık yaşamak istemiyorum,” dediğinde, içimde bir şeyler buz gibi oldu.
Hayatın ne kadar kırılgan, ne kadar ince bir ipte yürüdüğünü yeniden anladım o an.
Ona şöyle söyledim:
Bak, hayatın işi gücü yok seninle uğraşsın diye düşünüyorsun. Ama hayat, kimseyle uğraşmaz.
Biz insanız. Hata yaparız, severiz, yanılırız. Bazen yanlış seçimler yaparız. Ama ne olursa olsun, yaşamak için sebepler bulmalıyız.
Devam ettim:
Sanal bir aşk…
Evet, kalbin gerçekti, hissettiklerin de. Ama ekranın ardındaki insan seninle aynı duyguları paylaştı mı, gerçekten düşündün mü? Birini sevebilirsin, hem de derinden.
Ama bir ilişki, iki kişi ister. Eğer bir taraf ciddiyse, diğer taraf oyun oynuyorsa, olan hep kalbi temiz olana olur.
Onun ağladığını biliyordum, sesi titriyordu. İçinden geçen en karanlık düşüncelerle boğuşuyordu.
“Kendime zarar vermek istiyorum,” dediğinde, içim parçalandı. Ona sarılamazdım, gözlerine bakamazdım ama cümlelerimle bir el uzatmak istedim:
İntihar kolay gibi görünür. Ama aslında en zor yoldur.

Gittiğin yerde huzur yoksa? Sonsuz karanlığa girmek, bu dünyadaki acılardan kaçış mıdır yoksa başka bir ceza mı? Dinin ne bilmiyorum ama hem İslam’da hem Hristiyanlıkta bu affedilmez bir son.
Allah’ın verdiği canı almak, ona ‘ben bu emaneti geri veriyorum’ demek… Bu hak bizde değil. Hayat zor olabilir ama geçer.
Bir süre sustuk. Onun nefes alışlarını dinledim. Ağlamasını... Sessizliğinde bir çocuk vardı, korkmuş, terk edilmiş, kimsenin sevmediğini sanan bir çocuk.
Sonra dedim ki:
Bir süre yalnız kal. Kalbini kimseye emanet etme.
Ekranlardan, sosyal medyadan uzak dur. Gerçek hayatta, gerçek dostluklara yönel.
İçindeki boşluğu bir başkasıyla değil, kendinle doldur. Yaz, çiz, yürüyüş yap, bir hobi edin. Ama en önemlisi: kendini affet.
O gece uzun uzun konuştuk. Belki birkaç gün sonra yeniden aynı düşüncelerle boğuşacaktı ama artık sesini duyan birinin
O gece uzun uzun konuştuk. Belki birkaç gün sonra yeniden aynı düşüncelerle boğuşacaktı ama artık sesini duyan birinin olduğunu biliyordu. Birinin onu yalnız bırakmadığını…
Beni tanımasan da, sesimi bilmesen de, bil ki sen değerlisin. Bir hata yaptın, evet.
Ama bu seni kötü biri yapmaz. Sevmediğin birini incittin diye kendini yok etmemelisin. Pişmansan, bu bile ne kadar temiz bir kalbin olduğunu gösterir.
Zaman geçti… Her gün mesaj attım. Bazen sadece bir “günaydın” bazen “nasılsın?” diye. Birkaç gün cevap gelmedi. Sonra bir gün, sadece bir cümle yazdı:
Bugün marketten kendime bir kitap aldım.
İşte o gün, nefes aldım. Demek ki artık bir bıçak değil, bir kitap taşıyordu elinde.
Bu küçük detay, onun hayata yeniden tutunma çabasıydı. Kendini iyileştirmeye başlayan her insan gibi o da küçük küçük adımlar atıyordu.
Artık her hafta konuşuyoruz. Bazen gülüyor, bazen hala ağlıyor. Ama yaşıyor. Ve en önemlisi: yeniden sevgiye değil, kendine tutunmayı öğreniyor.
Bu hikâye, sanal bir aşkın kırık kalbinden çıkıp, bir yabancının sesiyle yeniden ayağa kalkmayı anlatıyor.
Her şeyin sonu gibi görünen yerde bile, bir kelimeyle başlayan umutlar var.
Hayat karanlık gibi görünse de, biri el uzattığında o karanlıktan çıkılabiliyor.
Ve unutma:
Sen bir hata değilsin. Sen, hâlâ devam eden bir hikâyenin en güçlü sayfasısın.
Yaşamayı seç.
Bir daha pişman olma.
Ve en önemlisi…
Kendini sev.
Canım kendim