Bu yüzden öğretmenle iletişim meselesi hafife alınacak bir konu değil. Çünkü yanlış kurulan bir cümle öğrencinin moralini bozabilir, veliyi gereksiz paniğe sokabilir, öğretmeni savunmaya geçirebilir. Doğru kurulan bir iletişim ise tam tersine öğrencinin hayatını toparlayabilir.
Türkiye’de okul-aile-öğrenci iletişiminin artık daha çok konuşulmasının bir sebebi var. Millî Eğitim Bakanlığı da son dönemde okul-aile iş birliğini güçlendirmeye yönelik Velivizyon gibi çalışmalar yürüttüğünü, ayrıca öğretmen-veli iletişimi için Öğretmen Bilgi Servisi ve Okul-Veli Asistanı gibi dijital iletişim servislerini duyurduğunu açıkladı. Bu bile bize şunu gösteriyor: mesele sadece “hocaya mesaj atalım mı?” meselesi değil; iletişim artık eğitimin merkezinde duran ciddi bir başlık.
Peki öğretmenle sağlıklı iletişim nasıl kurulur?
Veli nerede durmalı?
Öğrenci derdini nasıl anlatmalı?
Öğretmen kendini nasıl koruyup aynı zamanda aileyle köprü kurmalı?
Gelin bunu gerçek hayatta sık görülen örneklerle, dobra dobra konuşalım.
Not: Aşağıdaki isimler temsilidir. Örnekler, Türkiye’de okullarda sık yaşanan veli-öğretmen-öğrenci iletişim problemlerinden yola çıkılarak hazırlanmış gerçekçi senaryolardır.
Öğretmenle İletişimde İlk Kural: Öğrenciyi Ortada Bırakmamak
Bir öğrenci düşünelim: adı Emir olsun.
Emir 7. sınıfa gidiyor. Matematik dersinde son haftalarda sessizleşmiş. Sınavdan da düşük almış.
Eve gidince annesi Zeynep Hanım soruyor:
“Niye düşük aldın?”
Emir’in cevabı hazır:
“Öğretmen bana taktı.”
İşte Türkiye’de binlerce evde yaşanan klasik sahne. Çocuk eve geliyor, bir şey söylüyor. Veli hemen doluyor. Öğretmene mesaj atıyor:
“Hocam siz benim çocuğuma neden böyle davranıyorsunuz?”
Bu cümleyle başlayan iletişim genellikle iletişim olmaktan çıkar, savunma savaşına döner.
Sağlıklı yol şu olmalıydı:
“Hocam merhaba. Emir son zamanlarda matematik dersinde zorlandığını söylüyor. Sınav sonucu da düşük geldi. Sizin gözleminiz nedir? Evde nasıl destek olabiliriz?”
Bakın, iki cümle arasındaki fark uçurum gibi. İlkinde öğretmen suçlanıyor. İkincisinde öğretmen sürece dahil ediliyor.
Öğretmen düşman değil. Veli de düşman değil. Öğrenci zaten düşman hiç değil. Ama iletişim yanlış kurulunca üç taraf da birbirini karşı cephe gibi görmeye başlıyor. Eğitimde en pahalı hata budur.
Veli Öğretmene Nasıl Yaklaşmalı?
Veli için en kritik mesele şudur: Çocuğunu savunmakla çocuğunun her söylediğini mutlak gerçek kabul etmek aynı şey değildir.
Çocuklar yalan söyleyebilir mi? Evet.
Öğretmen hata yapabilir mi? Evet.
Veli yanlış anlayabilir mi? Evet.
Öğrenci olayı eksik anlatabilir mi? Hem de çok.
Bu yüzden sağlıklı veli dili şöyle olmalı:
“Hocam, ben durumu tek taraflı dinledim. Sizin tarafınızı da öğrenmek isterim.”
Bu cümle sihirlidir. Çünkü karşı tarafı suçlamaz, kapıyı kapatmaz, tartışmayı büyütmez. Öğretmene de “beni dinlemeden yargılamıyorlar” hissi verir.
Örnek Veli Senaryosu: Zeynep Hanım ve Matematik Öğretmeni Ayşe Hanım
Zeynep Hanım’ın oğlu Emir eve gelip “Ayşe Hoca beni tahtaya kaldırıp bilmediğim için herkesin içinde küçük düşürdü” diyor.
Yanlış yaklaşım:
“Hocam siz benim çocuğumu sınıfta rezil etmişsiniz. Bunu kabul etmiyorum.”
Sağlıklı yaklaşım:
“Hocam merhaba. Emir bugün derste kendini kötü hissettiğini söyledi. Tahtaya kalktığında zorlanmış. Ben olayı tam bilmiyorum, sizi de dinlemek isterim. Emir’in derse katılımı ve özgüveni için birlikte ne yapabiliriz?”
Bu mesaj öğretmeni sıkıştırmaz. Aynı zamanda çocuğun duygusunu da çöpe atmaz. İşte mesele bu: Ne çocuğu yok saymak ne öğretmeni hedefe koymak.
Öğrenci Öğretmeniyle Nasıl Konuşmalı?
Ama öğretmenle sağlıklı iletişim kurmayı öğrenmek, öğrencinin hayat becerisidir. Sadece okul için değil; ileride iş hayatında, aile hayatında, sosyal ilişkilerde de işe yarar.
Öğrenci şunu öğrenmeli:
“Hocam siz beni sevmiyorsunuz” demek yerine,
“Hocam son zamanlarda derste kendimi geri çekilmiş hissediyorum. Nerede eksik kaldığımı anlamama yardım eder misiniz?” demek daha doğru.
“Ben bu dersten zaten anlamıyorum” demek yerine,
“Hocam konuyu anlamakta zorlandım. Bana tekrar çalışmam için hangi kaynağı önerirsiniz?” demek daha etkili.
“Niye bana düşük verdiniz?” demek yerine,
“Hocam sınav kâğıdımda nerelerde hata yaptığımı görebilir miyim?” demek daha olgun.
Bu dil öğrenciyi güçsüz yapmaz. Tam tersine, öğrenciye karakter kazandırır.
Örnek Öğrenci Senaryosu: Elif’in Türkçe Öğretmeniyle Konuşması
Elif, 10. sınıfta. Türkçe dersinde kompozisyon yazmayı seviyor ama son yazısından düşük not alıyor. Eve gidip ağlıyor. Annesine “Hoca beni anlamıyor” diyor.
Ertesi gün öğretmenin yanına şu şekilde gidiyor:
“Hocam, yazımdan beklediğimden düşük aldım. Nerede eksik yaptığımı anlamak istiyorum. Bana iki üç yer gösterir misiniz?”
Öğretmen Murat Bey, kâğıdı açıyor ve diyor ki:
“Elif, fikirlerin güzel ama giriş-gelişme-sonuç düzenin dağılmış. Ayrıca örneklerin konuya tam bağlanmamış. İstersen bir sonraki yazında önce taslak çıkar.”
Bu konuşmada ne oldu?
Elif öğretmeni suçlamadı. Öğretmen de öğrenciyi ezmedi. Sonuç: sorun kişisel kavga olmaktan çıktı, gelişim alanına dönüştü.
Öğretmen Veliyle Nasıl Konuşmalı?
Bu iş sadece veliye düşmüyor. Öğretmen de iletişimde profesyonel sınırı iyi kurmalı.
Öğretmen “Ben öğretmenim, veli ne anlarmış?” tavrına girerse iletişim tıkanır. Ama her veli mesajına gece 23.40’ta cevap vermeye başlarsa bu sefer kendi özel hayatını, mesleki sınırını ve psikolojisini yıpratır.
Sağlıklı öğretmen dili şudur:
“Bu konuyu daha verimli konuşabilmek için uygun bir görüşme saatinde değerlendirelim.”
“Öğrencimizin gelişimi için birlikte hareket edelim.”
“Ben sınıf içi gözlemimi paylaşayım, siz de evdeki durumu anlatın.”
“Bu konuyu öğrencinin yanında tartışmak yerine ayrı bir zamanda konuşmamız daha doğru olur.”
Öğretmen ne veliyi azarlamalı ne de velinin her baskısına teslim olmalı. Sınır + saygı = sağlıklı iletişim.
MEB’in şiddetin önlenmesine yönelik genelgesinde de okul ortamlarında öğretmen-öğrenci, öğrenci-öğrenci, öğretmen-aile ve aile-öğrenci arasındaki şiddet, zorbalık ve saldırgan davranışların kabul edilmeyeceği bir anlayışın kazandırılması gerektiği vurgulanıyor. Yani iletişim sadece nezaket meselesi değil; okul güvenliği ve sağlıklı öğrenme ortamı meselesidir.
WhatsApp Grupları: Faydalı mı, Felaket mi?
Gelelim günümüzün mayınlı arazisine: veli WhatsApp grupları.
Doğru kullanılırsa faydalıdır.
Yanlış kullanılırsa sınıfın dijital meydan savaşına döner.
Bir veli gece saat 23.15’te yazıyor:
“Yarın defter kontrolü var mıydı?”
Başka biri cevap veriyor:
“Benim çocuk öyle bir şey demedi.”
Üçüncü veli giriyor:
“Zaten öğretmen hiçbir şeyi net anlatmıyor.”
Sonra konu büyüyor. Bir bakmışsınız matematik ödevi konuşulurken öğretmenin kişiliği tartışılıyor.
Bu sağlıklı değil.
WhatsApp grupları öğretmenin arkasından mahkeme kurma yeri değildir. Velilerin birbirini galeyana getirdiği, ekran görüntülerinin dolaştığı, “ben duydum ki” cümlelerinin yayıldığı alan hiç değildir.
Sağlıklı kullanım şöyle olmalı:
Genel duyuru varsa paylaşılır.
Acil olmayan konular mesai saatinde sorulur.
Öğretmeni hedef alan ifadeler kullanılmaz.
Öğrenci isimleriyle açık açık suçlama yapılmaz.
Özel sorunlar grup yerine birebir ve randevulu görüşülür.
En net haliyle söyleyelim: Bir sorun 30 velinin olduğu grupta çözülmez. Genelde daha da büyür.
Öğretmenle Görüşmeye Gitmeden Önce Ne Yapılmalı?
Veliyseniz öğretmenle görüşmeye gitmeden önce kendinize üç soru sorun:
Ben şu an öfkeli miyim?
Olayı sadece çocuğumdan mı dinledim?
Amacım hesap sormak mı, çözüm bulmak mı?
Eğer amacınız hesap sormaksa, görüşme büyük ihtimalle kötü geçer. Çünkü hesap sorma dili karşı tarafı kapatır. Çözüm dili ise kapı açar.
Görüşmeye giderken şu bilgiler hazır olmalı:
Çocuğun anlattığı olay ne?
Olay ne zaman olmuş?
Kimler varmış?
Çocuğun akademik, duygusal veya davranışsal durumu son dönemde değişti mi?
Evde bir stres, ayrılık, taşınma, hastalık, ekonomik sıkıntı, kardeş kıskançlığı gibi etkenler var mı?
Bunlar önemli. Çünkü bazen okulda görünen problem evde başlar. Bazen evde görünen problem okulda başlar. Bazen de ikisi birbirini besler.
Öğrencinin Yanında Öğretmen Kötülenmemeli
Bu çok kritik.
Veli evde sürekli öğretmeni kötülerse çocuk şunu öğrenir:
“Benim başarısızlığımın sebebi öğretmen.”
Bu düşünce çocuğu rahatlatır gibi görünür ama uzun vadede sorumluluk duygusunu zayıflatır.
Elbette öğretmen hata yapabilir. Elbette bazı durumlarda öğretmenin tavrı sorgulanmalıdır. Ama bunu çocuğun yanında öfkeyle, küçümseyerek, alay ederek yapmak doğru değildir.
Yanlış cümle:
“Zaten o öğretmen de bir şey bilmiyor.”
Doğru cümle:
“Öğretmeninle ilgili seni rahatsız eden şeyi anladım. Bunu sakin şekilde konuşup çözmeye çalışacağız.”
Aradaki fark büyük. İlk cümle çocuğu öğretmene karşı kışkırtır. İkinci cümle çocuğa sorun çözme modeli gösterir.
Öğretmen de Öğrenciyi Velinin Yanında Ezmemeli
Aynı hassasiyet öğretmen için de geçerli.
Bir veli görüşmesinde öğretmen şöyle derse:
“Çocuğunuz zaten tembel, hiç uğraşmıyor.”
Bu cümle hem veliye hem öğrenciye zarar verir. Çünkü etiket yapıştırır.
Daha sağlıklı ifade şudur:
“Son haftalarda ödev takibinde ve derse katılımda düşüş görüyorum. Bunun sebebini birlikte anlamaya çalışalım.”
Birinde kapı kapanıyor, diğerinde çözüm başlıyor.
Öğretmenin dili öğrencinin kimliğine değil, davranışına odaklanmalı. “Tembel” demek kimliğe saldırır. “Ödev takibinde zorlanıyor” demek davranışı tarif eder.
Gerçek Hayattan Tanıdık Bir Durum: Not İtirazı
Yanlış iletişim:
“Hocam siz bu çocuğu bilerek bırakmışsınız. İki puan vermek bu kadar mı zor?”
Sağlıklı iletişim:
“Hocam Berk sınırda kalmış. Kâğıdını inceleme şansımız var mı? Eksiklerini görüp telafi etmesini istiyoruz.”
Öğretmen Selin Hanım kâğıdı gösteriyor. Berk’in işlem hataları var. Bazı sorularda sonuç doğruya yakın ama yöntem eksik. Öğretmen diyor ki:
“Notu değiştirmem doğru olmaz ama Berk isterse haftaya telafi çalışmasına katılsın. Eksik konuları toparlayalım.”
Bu iletişimde veli öğretmeni sıkıştırmadı, öğretmen de öğrenciyi başından savmadı. Sonuçta çocuk “torpille puan istemeyi” değil, “eksiğini görüp tamamlamayı” öğrendi.
İşte sağlıklı eğitim budur.
Akran Zorbalığı
Duru, ortaokul öğrencisi. Sınıfta birkaç arkadaşı onun kilosuyla dalga geçiyor. Duru bunu annesi Merve Hanıma anlatıyor. Merve Hanım haklı olarak çok üzülüyor.
Yanlış yaklaşım:
Sınıf grubuna yazmak:
“Çocuklarınıza terbiye verin. Benim kızımla uğraşanları biliyorum.”
Bu mesaj sınıfı karıştırır, çocukları hedef gösterir, sorunu büyütür.
Sağlıklı yaklaşım:
Sınıf rehber öğretmeninden randevu almak:
“Hocam Duru son günlerde bazı arkadaşlarının sözlerinden rahatsız olduğunu anlattı. Çocukların isimlerini grup içinde paylaşmak istemiyorum. Bu konuyu rehberlik servisiyle birlikte dikkatli şekilde ele alabilir miyiz?”
Burada veli çocuğunu koruyor ama linç başlatmıyor. Öğretmen ve rehberlik servisi sürece dahil oluyor. Sorun kişisel kavga değil, okul iklimi meselesi olarak ele alınıyor.
Bu çok önemli. Çünkü akran zorbalığı sosyal medyada, WhatsApp gruplarında veya sınıf içinde yanlış yönetilirse mağdur çocuk daha da yalnızlaşabilir.
Öğretmenin Veliden Bunaldığı An
“Hocam bugün ne yediler?”
“Hocam kalemini kaybetmiş.”
“Hocam teneffüste kimle oynadı?”
“Hocam neden yıldız vermediniz?”
“Hocam görüldü attınız cevap vermediniz.”
Burada da öğretmenin tükenmesi kaçınılmaz.
Ayşe Öğretmen sağlıklı bir sınır koyuyor:
“Değerli veliler, öğrencilerimizle ilgili önemli konuları hafta içi 16.00-18.00 arasında yanıtlayacağım. Acil durumlarda okul idaresi üzerinden ulaşabilirsiniz. Bireysel akademik ve davranışsal konuları grup yerine randevulu görüşmelerde konuşmamız daha sağlıklı olacaktır.”
Bu mesaj soğuk değil, profesyonel. Çünkü öğretmenin de insan olduğunu unutmamak gerekiyor. Öğretmen 24 saat çevrim içi müşteri hizmetleri değildir. Bunu demek sert gelebilir ama gerçek bu.
İletişimin En Sağlıklı Yolu: Üçgeni Bozmamak
Okul iletişiminde üç ana taraf vardır:
Öğrenci
Veli
Öğretmen
Bu üçlüden biri dışlanırsa denge bozulur.
Sadece veli ve öğretmen konuşursa öğrenci pasifleşir.
Sadece öğrenci ve veli konuşursa öğretmen suçlu ilan edilebilir.
Sadece öğretmen ve öğrenci konuşursa veli süreçten kopabilir.
En sağlıklı iletişim, öğrencinin yaşına uygun şekilde sürece dahil edildiği iletişimdir.
İlkokulda veli daha aktif olur.
Ortaokulda öğrenci yavaş yavaş sorumluluk alır.
Lisede öğrenci kendi öğretmeniyle doğrudan konuşmayı öğrenmelidir.
Üniversiteye hazırlık döneminde ise veli artık kontrol eden değil, destekleyen tarafta durmalıdır.
Çocuğu büyütmek biraz da iletişim sorumluluğunu ona devretmektir.
Öğretmenle Konuşurken Kullanılabilecek Sağlıklı Cümleler
Veli için:
“Hocam, sizi de dinlemek isterim.”
“Evde biz nasıl destek olabiliriz?”
“Bu davranış okulda da devam ediyor mu?”
“Çocuğumun güçlü ve zayıf yönlerini öğrenmek istiyorum.”
“Bu konuyu öğrencinin yanında değil, uygun bir zamanda konuşalım.”
“Amacım suçlamak değil, çözüm bulmak.”
Öğrenci için:
“Hocam, bu konuda zorlanıyorum.”
“Eksiklerimi nasıl tamamlayabilirim?”
“Bana geri bildirim verir misiniz?”
“Bu davranışım sizi rahatsız ettiyse düzeltmek isterim.”
“Sınavda nerede hata yaptığımı anlamak istiyorum.”
Öğretmen için:
“Ben sınıf içi gözlemimi paylaşayım.”
“Bu konuyu daha sakin bir zamanda konuşmamız daha verimli olur.”
“Öğrencimizin davranışını konuşalım, kişiliğini etiketlemeyelim.”
“Evdeki gözleminiz benim için önemli.”
Bu cümleler basit görünüyor ama okul iletişiminin omurgasıdır.
Yapılmaması Gerekenler
Öğretmene gece geç saatte özel mesaj bombardımanı yapmak doğru değil.
Öğrencinin yanında öğretmeni aşağılamak doğru değil.
Öğretmenin yanında öğrenciyi “zaten bundan adam olmaz” diye ezmek doğru değil.
Sınıf grubunda isim vererek çocukları hedef göstermek doğru değil.
Öğretmeni sosyal medyada ifşa etmek ilk adım olmamalı.
Veli toplantısını hesaplaşma alanına çevirmek doğru değil.
Öğretmenin de veliyi “siz anlamazsınız” tavrıyla küçümsemesi doğru değil.
Öğrencinin her sorununu velinin çözmesi de doğru değil. Çünkü çocuk o zaman kendi derdini anlatmayı, özür dilemeyi, hakkını savunmayı, sorumluluk almayı öğrenemez.
Peki Sorun Ciddiyse Ne Yapılmalı?
Bazı durumlar basit iletişim problemi değildir. Şiddet, hakaret, sistematik zorbalık, ihmal, ayrımcılık, tehdit, taciz, güvenlik riski gibi konular varsa süreç daha resmi yürütülmelidir.
Böyle durumlarda:
Önce olay net şekilde yazılı not alınmalı.
Tarih, saat, yer, tanıklar kaydedilmeli.
Sınıf öğretmeni veya ilgili branş öğretmeniyle görüşülmeli.
Gerekirse okul rehberlik servisine başvurulmalı.
Okul idaresiyle resmi görüşme yapılmalı.
Konu çözülmezse ilçe millî eğitim müdürlüğü gibi üst kanallara başvurulmalı.
Burada amaç kavga çıkarmak değil, öğrencinin güvenliğini ve eğitim hakkını korumaktır. Sağlıklı iletişim demek her şeyi sineye çekmek değildir. Bazen sağlıklı iletişim, resmi ve kayıtlı şekilde hakkını aramaktır.
Veli, Öğretmen ve Öğrenci Aynı Tarafta Olduğunu Unutmamalı
Asıl mesele şu: Veli, öğretmen ve öğrenci aynı takımda olduğunu unutuyor.
Veli çocuğu için kaygılanıyor.
Öğretmen sınıf düzenini ve eğitimi yürütmeye çalışıyor.
Öğrenci ise hem büyüyor hem hata yapıyor hem öğreniyor.
Bu üç taraf birbirini rakip görürse çocuk arada kalır. Bir taraf “benim çocuğum asla yapmaz” der, diğer taraf “bu veliyle uğraşılmaz” der, öğrenci de bu boşlukta ya suçu başkasına atmayı öğrenir ya da tamamen içine kapanır.
Oysa doğru yaklaşım şudur:
Çocuk hata yapabilir.
Öğretmen hata yapabilir.
Veli hata yapabilir.
Ama üçü de konuşarak daha doğru bir yol bulabilir.
DertDinle’de Eğitim Dertleri Paylaşılabilir
Bazen veli öğretmenle konuşmadan önce kafasını toparlamak ister.
Bazen öğretmen yaşadığı baskıyı kimseye anlatamaz.
Bazen öğrenci “beni kimse anlamıyor” diye düşünür.
Bazen de olay çok büyümeden, insan sadece benzer bir durum yaşayan birinin ne yaptığını görmek ister.
İşte DertDinle burada devreye girebilir.
DertDinle’de veliler, öğretmenler ve öğrenciler eğitimle ilgili yaşadıkları sorunları paylaşabilir. Mesela:
“Çocuğum öğretmeninden korkuyor, ne yapmalıyım?”
“Veli grubunda öğretmen hakkında sürekli tartışma çıkıyor.”
“Öğrencim çok içine kapandı, ailesiyle nasıl konuşmalıyım?”
“Öğretmenim beni sınıfta yanlış anladı.”
“Çocuğum düşük not alınca sürekli öğretmeni suçluyor.”
“Bir veli olarak ne zaman müdahale etmeli, ne zaman geri durmalıyım?”
Bu tarz paylaşımlar, benzer sorunları yaşayan diğer kullanıcılarla etkileşim kurulmasını sağlar. İnsan bazen tek başına kendi sorununa çok dar yerden bakar. Başka bir velinin, başka bir öğretmenin veya benzer durum yaşamış bir öğrencinin yorumu insana yeni bir pencere açabilir.
DertDinle’nin en güzel tarafı da bu olabilir: Herkes uzman olmak zorunda değil ama herkes yaşadığı tecrübeyle bir başkasına ışık tutabilir.
Eğitim Dertleri İçin Dert Dinleyici Olmak
DertDinle sadece dert anlatılan bir yer olarak düşünülmemeli. Eğitim alanında tecrübesi olan kişiler için dert dinleyici olma fikri de güçlü bir alan açabilir.
Emekli öğretmenler, aktif öğretmenler, rehberlik tecrübesi olan kişiler, eğitim koçluğu yapmış kişiler, velilik deneyimi güçlü olan anneler-babalar veya okul süreçlerinde çok fazla tecrübe biriktirmiş kullanıcılar; “eğitim dertleri” kategorisinde dert dinleyici olarak yer alabilir.
Bu ne sağlar?
Bir veli, yaşadığı sorunu daha sakin anlatacak birini bulabilir.
Bir öğretmen, yıpratıcı veli iletişimi konusunda kendini yalnız hissetmez.
Bir öğrenci, öğretmeniyle nasıl konuşacağını prova edebilir.
Benzer tecrübeler paylaşılır.
Dert dinleyici olan kişi de zamanını ve tecrübesini değerlendirerek ekstra gelir elde edebilir.
Tabii burada çizgi net olmalı: Dert dinleyici, resmi rehber öğretmen, psikolog, avukat veya okul idaresi yerine geçmez. Ama insanın derdini toparlamasına, doğru cümleleri bulmasına, sakinleşmesine ve hangi adımı atacağını düşünmesine destek olabilir.
Bazen sorun çözülmeden önce insanın içindeki düğüm çözülür. DertDinle’nin yeri tam da burasıdır.
Sonuç: Sağlıklı İletişim, Kimin Haklı Olduğunu Kanıtlamak Değil, Çocuğa İyi Gelen Yolu Bulmaktır
Öğretmenle sağlıklı iletişim kurmak demek, her şeye “tamam hocam” demek değildir.
Veliyle sağlıklı iletişim kurmak demek, her talebi kabul etmek değildir.
Öğrenciyle sağlıklı iletişim kurmak demek, her davranışını mazur görmek değildir.
Sağlıklı iletişim; suçlamadan sormak, bağırmadan anlatmak, savunmaya geçmeden dinlemek ve en önemlisi öğrencinin yararını merkeze almaktır.
Veli çocuğunu korumalı ama körü körüne taraf tutmamalı.
Öğretmen sınır koymalı ama veliyi düşman görmemeli.
Öğrenci hakkını aramalı ama sorumluluktan kaçmamalı.
Eğitimde en iyi sonuç, tek kişinin haklı çıkmasıyla değil, üç tarafın aynı masada kalabilmesiyle alınır.
Çünkü mesele öğretmeni yenmek, veliyi susturmak ya da öğrenciyi suçlamak değildir.
Mesele çocuğun daha güvenli, daha huzurlu ve daha güçlü büyümesidir.
Ve bazen bunun ilk adımı çok basit bir cümledir:
“Ben sizi de dinlemek istiyorum.”
Yorumlar