Hani şu herkesin “hayatının en güzel yılları” diye anlattığı yer var ya. Kampüs, arkadaş ortamı, özgürlük, kahveler, gezmeler, yeni insanlar, yeni şehir, yeni hayat…
Ama bazen gerçek hiç de anlatıldığı gibi olmuyor.
Bazen üniversiteye başlıyorsun ve içinden şu geçiyor:
“Ben niye böyle hissediyorum?”
“Niye herkes alışmış gibi de ben hâlâ yabancı gibiyim?”
“Acaba yanlış bölüm mü seçtim?”
“Ben burada mutlu olamayacak mıyım?”
Önce şunu net söyleyelim:
Üniversite hayatının beklediğin gibi olmaması, senin başarısız olduğun anlamına gelmez.
Bu sadece hayatın sana “bir dakika, burayı birlikte yeniden değerlendirelim” demesidir.
Herkes Çok Mutlu Görünüyor Diye Gerçekten Mutlu Sanma
Üniversitenin ilk zamanlarında en çok yapılan hata şu:
İnsan, kendi iç dünyasını başkalarının dış görüntüsüyle kıyaslıyor.
Birileri story atıyor, kalabalık gruplarla geziyor, kantinde sürekli gülüyor, yeni arkadaşlar edinmiş gibi görünüyor. Sen de kendi kendine diyorsun ki:
“Ben niye böyle değilim?”
Ama işin perde arkası öyle olmayabilir. O gülen insanların bir kısmı da yurda dönünce yalnız hissediyor olabilir. Bölümünden emin olmayan, ailesini özleyen, parasını yetiştiremeyen, kendini eksik hisseden çok insan var. Sadece herkes bunu açık açık göstermiyor.
Yani mesele şu:
Sen yalnız değilsin. Sadece herkes senin kadar dürüst görünmüyor.
Önce Kendine Zaman Tanı
Üniversiteye başlar başlamaz her şeyin oturmasını beklemek biraz haksızlık olur. Yeni şehir, yeni insanlar, yeni ders sistemi, yeni sorumluluklar… Bunların hepsi aynı anda üstüne gelince insanın afallaması gayet normal.
İlk haftalarda ya da ilk aylarda “Ben buraya ait değilim” hissi yaşanabilir. Bu hemen pes etmen gerektiği anlamına gelmez.
Kendine biraz süre ver. Ortamı tanı. İnsanları gözlemle. Derslerin yapısını anla. Hocaları, kulüpleri, kampüsü, şehri tanımaya çalış.
Bazen insan bir yere hemen alışmaz. Bazı şeyler yavaş yavaş yerine oturur.
Bölümünü Sorguluyorsan Panik Yapma
Üniversitede en çok duyulan cümlelerden biri şudur:
“Galiba yanlış bölüm seçtim.”
Bu cümleyi kurduysan hemen kendini suçlama. Çünkü birçok kişi üniversiteye başlamadan önce bölümünü tam olarak tanımıyor. Dışarıdan güzel görünen bir bölüm, içine girince beklediğin gibi çıkmayabiliyor.
Burada hemen “bırakayım mı, devam mı edeyim?” diye kendini köşeye sıkıştırma. Önce daha sağlıklı sorular sor:
Bu bölüm mü beni yoruyor, yoksa üniversiteye alışma süreci mi?
Dersler mi ilgimi çekmiyor, yoksa zorlandığım için mi soğudum?
Bu mesleği gelecekte yaparken kendimi hayal edebiliyor muyum?
Başka bir alana gerçekten ilgim var mı, yoksa sadece kaçmak mı istiyorum?
Bunları düşünmeden ani karar vermek bazen daha büyük pişmanlık doğurabilir. Ama şunu da unutma: Yanlış yerde olduğunu fark etmek de kötü bir şey değildir. Kötü olan, sırf “millet ne der” diye yıllarca kendini tüketmektir.
Arkadaş Edinememek Ayıp Değil
Üniversiteye başlayan birçok insanın içten içe korktuğu konu budur:
“Ya arkadaş bulamazsam?”
Bazen sınıfta herkes gruplaşmış gibi gelir. Sen konuşmaya çalışırsın, muhabbet ilerlemez. Yurtta herkes birbirini tanıyor sanırsın. Kantinde tek oturunca sanki herkes sana bakıyormuş gibi hissedersin.
Ama gerçek şu: Arkadaşlık bazen hemen olmaz. Bazı insanlar hızlı kaynaşır, bazıları daha seçicidir. Bu senin soğuk, başarısız ya da sevilmeyen biri olduğunu göstermez.
Küçük adımlarla başla. Bir derste yanındaki kişiye not sor. Bir kulübe katıl. Kütüphanede, kantinde, bölüm etkinliklerinde kendini tamamen kapatma. Herkesle çok samimi olmak zorunda değilsin. Bazen bir tane düzgün arkadaş, on kişilik kalabalıktan daha iyidir.
Aileni Özlemek Normal
Üniversite özellikle başka şehirde okunuyorsa, özgürlük kadar özlem de getirir. Başta “Oh, kendi hayatım başladı” dersin. Sonra bir akşam odada tek başına otururken annenin sesi, evdeki yemek kokusu, kardeşinle ettiğin boş muhabbet bile burnunda tüter.
Bu zayıflık değil. Bu insan olmak.
Aileni özlüyorsan ara. Görüntülü konuş. İçini dök. “Ben alışamadım” demekten utanma. Güçlü olmak, hiçbir şey hissetmemek değildir. Güçlü olmak, hissettiklerini kabul edip yine de toparlanmaya çalışmaktır.
Sosyal Medyadaki Üniversite Hayatına Kanma
Sosyal medyada üniversite hayatı genelde fazla parlak gösteriliyor. Herkes geziyor, eğleniyor, sevgili yapıyor, kahve içiyor, kulüplerde aktif, dersleri de süper gidiyor gibi…
Gerçek hayat öyle değil.
Gerçek üniversite hayatında vize haftası uykusuzluk var. Para yettirme derdi var. Yalnız kalma var. Dersten kalma korkusu var. Sabah derse gitmek istememe var. “Ben ne yapıyorum?” diye tavana bakılan geceler var.
Yani senin yaşadığın şey anormal değil. Sadece sosyal medyada fazla paylaşılmıyor.
Kendini Tamamen Salma
Tamam, işler beklediğin gibi gitmemiş olabilir. Moral bozukluğu yaşayabilirsin. Ama burada kritik nokta şu: Kendini tamamen bırakma.
Derslere hiç gitmemek, kimseyle konuşmamak, sürekli odada kalmak, uyku düzenini bozmak, yemek yememek ya da sadece telefona gömülmek seni daha da aşağı çeker.
Küçük bir düzen kurmaya çalış. Her gün mükemmel olmak zorunda değilsin. Ama en azından şunları yap:
Derse tamamen kopmayacak kadar devam et.
Uyku saatini çok dağıtma.
Günde bir kez dışarı çık.
Bir kişiyle bile olsa konuşmaya çalış.
Kendini sürekli başkalarıyla kıyaslama.
Bunlar küçük görünebilir ama insanı dipten yavaş yavaş çıkarır.
Yardım İstemek Zayıflık Değil
Bazen insan kendi kendine toparlayamaz. Bu çok normal. Üniversitelerin psikolojik danışmanlık birimleri, rehberlik hizmetleri ya da öğrenci destek merkezleri olabilir. Böyle bir imkan varsa kullan.
Bir hocanla, güvendiğin bir arkadaşınla, ailenle ya da seni yargılamayacak biriyle konuş.
İçinde tuttukça büyüyen şeyler, konuşunca biraz küçülür.
Bazen tek ihtiyacımız olan şey, birinin bize “seni anlıyorum” demesidir.
DertDinle’de İçini Dökmekten Çekinme
Üniversite hayatı beklediğin gibi gitmediyse, bunu içine atmak zorunda değilsin. Belki aynı şeyi yaşayan başka biri vardır. Belki senin yazdığın bir cümle, başka bir öğrencinin “yalnız değilmişim” demesini sağlar.
DertDinle tam da bunun için var.
Burada derdini kusursuz cümlelerle anlatmak zorunda değilsin. İçinden nasıl geliyorsa öyle yaz. Kırgınsan kırgın, kafan karışıksa karışık, umutluysan umutlu…
Çünkü bazen çözüm hemen bulunmaz ama insan önce anlaşılmak ister.
Üniversite Hayatın Kötü Başladı Diye Kötü Bitecek Değil
Üniversite hayatın şu an beklediğin gibi olmayabilir. Belki yalnızsın, belki bölümünden emin değilsin, belki şehre alışamadın, belki de sadece çok yoruldun.
Ama bu hikayeni yazmaya daha başlamadın bile;
Bugün kendini kötü hissediyor olman, yarın daha iyi olmayacağın anlamına gelmez. İnsan bazen yanlış yerde olduğunu fark eder, bazen doğru yerde zamana ihtiyacı olduğunu anlar. Önemli olan kendini suçlamadan, acele karar vermeden ve tamamen içine kapanmadan ilerleyebilmek.
Unutma:
Üniversite sadece diploma alınan bir yer değildir. Bazen insanın kendini tanıdığı, sınırlarını gördüğü, ne istediğini ve ne istemediğini öğrendiği bir dönemdir.
Ve bazen en güçlü insanlar, her şey yolundaymış gibi görünenler değil; içi darmadağınken bile “ben buradan nasıl çıkarım?” diye düşünebilenlerdir.
Yorumlar