Çünkü sosyal medya sadece eğlence alanı değil; aynı zamanda performans vitrini.

Herkes başarılı, herkes üretken, herkes fit, herkes network sahibi, herkes yurtdışında, herkes girişimci, herkes “erken yaşta bir şey olmuş” gibi görünüyor.

Gerçek hayatın dağınıklığı, sosyal medyanın parlatılmış düzeniyle yarışamıyor. Bu da Z kuşağında iki büyük kırılma yaratıyor.

İlki, sürekli kıyas. İkincisi, sürekli eksik hissetme.

Kişi kendi yolunu yaşamak yerine başkalarının özet görüntülerine karşı kendini savunmak zorunda kalıyor.

Böylece başarı hedef olmaktan çıkıp varoluş testi haline geliyor. Sanki 22 yaşında her şey netleşmemişse sistem uyarı veriyor gibi. Oysa gerçek şu: Çoğu insanın hayatı 20’lerinde net değildir.

Ama sosyal medya bunu göstermediği için gençler kendi belirsizliklerini kişisel başarısızlık sanabiliyor.

Devamı: Aile beklentisi ve toplumsal baskı neden ayrı bir yük oluşturuyor? yazımızda....